Nil's HR CAFE
FACEBOOK TAKİP ET TWITTER TAKİP ET LINKEDIN TAKİP ET GOOGLE PLUS TAKİP ET YOUTUBE TAKİP ET SLIDESHARE TAKİP ET ACADEMIA TAKİP ET ABOUTME TAKİP ET

Röportaj: Sevengül SÖNMEZ ile Editörlüğü ve Mesleğimiz Yayıncılık Projesi’ni Konuştuk!

Sevengül SÖNMEZi daha yakından tanıyabilir miyiz? 🙂  

İnsanın kendi hakkında konuşması zor 🙂  Kitapları severim, okumayı yazmayı, gezmeyi, konuşmayı, öğretmeyi ve öğrenmeyi…

Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi aldım, ardından öğretmenlik yaptım. Yirmi yıla yakın zamandır da yayıncılığın hemen hemen her aşamasında çalıştım. Halen Essen Duisburg Universitesi’nde Turkistik bölümünde yarı zamanlı olarak çalışıyorum. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Türkiye Yayıncılar Birliği’yle düzenlediği Yayıncılık Okulu’nda yayıncılıkla ilgili dersler veriyorum.

Geçtiğimiz yıldan bu yana (Mayıs 2017’de tamamlanacak) Mesleğimiz Yayıncılık adlı bir Avrupa Birliği projesinde sektör uzmanı olarak çalışıyorum.

 Nil's HR CAFE Röportaj: Sevengül SÖNMEZ ile Editörlüğü ve Mesleğimiz Yayıncılık Projesi'ni Konuştuk! Röportaj & Söyleşi Şemsiyemde Neler Var?

Başta Yapı Kredi Yayınları olmak üzere Everest, Timaş gibi farklı yayınevleri için projeler hazırlıyorum.

En sevdiğim iş ise yazar müzeleri hazırlamak. Sait Faik Abasıyanık Müzesi, Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi ve Ziya Gökalp Müzesi’nin küratörlüğünü yaptım. Adalar Müzesi’nde Adalar, Şairler, Yazarlar adlı bir sergi açtım.

Uzun yıllardır Sabahattin Ali hakkında araştırmalar yapmaya devam ediyorum, A’dan Z’ye Sabahattin Ali diye bir kitap yazdım. (Yakınlarda yeni baskısı olacak) Sabahattin Ali’nin hayatını anlatan sergiler de hazırladım.

Editör olmasaydım…

Başta da söylediğim gibi okumaya yazmaya dair bir şeylerle uğraşacağımı ilk gençliğimde belirlemiştim. Bilinçli olarak edebiyat okumak istedim ve tercihimin doğru olduğunu da yıllar içinde pek çok kez anladım.

Ama eğer edebiyatla / yayıncılıkla uğraşmasaydım sanırım tıp doktoru olurdum.

Editör ne iş yapar? Sorumlulukları nelerdir?

Editör, yayınevinin hem dışa bakan hem de içe bakan yüzü olarak bir dosyanın kitaba dönüşmesi (sonrasındaki işlerin pek çoğu da) aşamalarının tamamını takip eden, bu nedenle de farklı muhataplıklar sürdüren kişidir. Editörün Türkiye yayıncılığında hâlâ net bir tanımı olmadığı gibi, sorumluluk alanları, sınırları, yetki ve hakları da maalesef maalesef belirlenmiş durumda değil. Bu nedenle de zaman zaman her işi yapmak zorunda kalıyor.

Ancak, en temel görevi eseri yayına hazırlamak olduğu için, en önemli sorumluluğu da eseri yayına en iyi şekilde hazırlamak. Bunun için gerekli kişileri bulmak, eserin içerik ve biçimsel kontrollerini yapmak, doğru ve eksiksiz bir biçimde yayımlanmasını ve olabildiğinde çok kişiye ulaşmasını sağlamak için gerekli çalışmaları yapmak bu sorumluluk alanı içinde yaptığı işler.

Editörlerin yaptığı işler ve sorumlulukları yayınevlerine göre değişiklik gösteriyor, kimi yayınevlerinde editör telif hakları sorumlusunun görevlerini de yapıyor, kimilerinde de düzeltmenin yapması gerekenleri.

Size bir kitap ya da editoryal sorumluluk isteyen bir eser ulaştığında ilk olarak ne dikkatinizi çeker?

Karmaşık bir durum bu, kitabın ya da dosyanın hangi kanaldan geldiğine ve benden beklentilere göre değişir. Örneğin yurtdışında yayımlanmış bir kitap için rapor yazmam gerekiyorsa, dikkat etmem gerekenlerle, bir yazarın romanını yayına hazırlamam gerektiğinde dikkat etmem gerekenler değişir.

Ancak benim için her zaman ilk yapılması gereken şey, metni bütünüyle anlamak. Her ne olacaksa, her ne yapılacaksa…

Sonrasına sanırım artık tecrübeli olduğum için ilk sayfalarda özellikle dikkat etmem gerekenler belli oluyor. (ya da ben anlıyorum)

Bu soruya bir de sektöre yeni katılacaklar açısından öğretici bir yanıt vermem gerekirse, bir kitabı / dosyayı elime aldığımda bunu neden yayımlamak istediğimi belirlerim. Bu neden (gerekçe) daha sonra yol boyunca bana kılavuz olacaktır. Örneğin, yabancı bir yazarın ilk kez Türkçede yayımlanmasını sağlamaksa nedenim, süreçte önemsemem gereken şey kendiliğinden ortaya çıkar: yazarı iyi ve doğru tanıtmak.

Nil's HR CAFE Röportaj: Sevengül SÖNMEZ ile Editörlüğü ve Mesleğimiz Yayıncılık Projesi'ni Konuştuk! Röportaj & Söyleşi Şemsiyemde Neler Var?

Dünyada editörlük mesleğinin durumu nedir? Peki ya Türkiye’de? Mesleğin gelişimi için neler yapılması gerekiyor?

Mesleğimiz Yayıncılık Projesi kapsamında yaptığımız çalışma ziyaretlerinde gördük ki, Avrupa’da pek çok ülkede yayıncılık mesleklerinin tanımları yapılmış ve standartları oluşturulmuş. Editörlük de tanımları yapılan işlerden biri. Bunun sonucu olarak ya da yanı sıra bu alanda eğitimler de önem kazanmış. Pek çok Avrupa ülkesinde gerek yükseköğretim düzeyinde gerekse meslek birlikleri tarafından yürütülen eğitimler, kamuoyunda ve sektör temsilcileri nezdinde kabul görmüş müfredatla sürdürülmekte, sektör çalışanları öğrencilik yaşamlarında ya da çalışmaya başladıktan sonra yayıncılığın farklı alanlarına yönelik eğitimler almak ve bu programlar ihtiyaca göre şekillenmektedir. Almanya, Fransa, İtalya vb. yayıncılık eğitimi iki koldan yürütülmektedir. Yükseköğretim düzeyinde özellikle lisansüstü ve doktora programları alanın teorik eksiklerini kapatmak ve ihtiyaçlar doğrultusunda yeni yapılanmalara gitmek için gerekli eğitim verilirken, meslek birlikleri de yayıncılık sektöründe çalışanların kendilerini geliştirmesini sağlamaktadır.

Türkiye’de ise başta da söylediğim gibi, sektör çalışanları için belirlenmiş standartlar ne yazık ki yok. Entelektüel birikimle üretimin farklı alanlarının iç çe girdiği yayıncılık sektöründe çalışanlarının özellikle editörlerin görev tanımlarının yapılamaması ve standart hale getirilememesi önemli bir sorun. Bu sorun bu alanda yükseköğretim düzeyinde (lisans, yüksek lisans ve doktora) eğitimin eksikliğinden kaynaklandığı gibi, standartların olmaması müfredat hazırlanamamasına da yol açıyor.

Editör olmak isteyen yeni mezunlara ya da editörlük mesleğine adım atmak isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

İyi editör, baktığı her yerde kitap gören kişidir bence. Bu nedenle de kitapları sevmeyenlerin mesleğin kıyısından bile geçmemesini öneririm başlangıçta. Bu işin şakası elbette…

Editör olmak isteyenler için her geçen gün imkânlar artıyor, özellikle de yurtdışındaki eğitimlere online olarak katılmak da mümkün. Öte yandan, Türkiye’de de az da olsa eğitimler var. Kendileri için uygun olanlara katılmalarını öneriyorum ilk olarak. Ancak asıl önemlisi, bir kitap gördüklerinde o kitabı “nasıl yapıldığını” anlamak için incelemeleri. Nasıl bölümlenmiş, biçimsel özellikleri ne? Ben yapsaydım nasıl yapardım diye kendi kendilerine sormaları ve bu sorudan vazgeçmemeleri.

Dijitallikle değişen yayıncılıktaki eğitim dinamikleriyle ilgili çalışanların değişimi ve gelişimi için neler yapılabilir?

Yayıncılıkta dijitalleşme bir yanıyla çok hızlı ilerliyor ama bir yanıyla da o kadar etkili değil. Ama olacak. Bu yüzden de hepimiz kendimizi, dijital çağın gereklerine eğitmeliyiz. Dijital alanda editörlük başka bir anlam taşıyor, başka sorumluluklar içeriyor. Farklı kanun maddelerine dikkat etmemiz gerekiyor örneğin.

Fransa’da büyük yayınevlerinin insan kaynakları yöneticileri, yayıncılıkta dijitalleşmenin yaratacağı değişimi yönetmek için her departmana dijital sorumlusu yerleştirerek ekibin yetiştirilmesini sağlıyor. Türkiye’de kimi yayınevlerinin hizmet içi eğitimler verdiğini / aldığını biliyorum.

Sanırım bu konuda da yapılacak çok şey var…

Nil's HR CAFE Röportaj: Sevengül SÖNMEZ ile Editörlüğü ve Mesleğimiz Yayıncılık Projesi'ni Konuştuk! Röportaj & Söyleşi Şemsiyemde Neler Var?

Yayıncılık ve İnsan Kaynakları

Bence yayıncılık sektöründe oluşmuş / oluşturulmuş bir insan kaynakları stratejisi yok. Sektördeki insanlar ya yer değiştiriyor ya da dikey olarak pozisyon değiştiriyor. Yeni insanların sektöre kazandırılması konusunda meslek birliklerinin etkin bir strateji belirlemesi ve sektör içi eğitimlere önem vermesi gerekiyor.

Yayınevleri yeni elemanlar almak için ilanlar veriyor ve hemen hepsi kalıplaşmış bir arayış içinde. Oysa biraz daha esnek olmalı ve sektöre gireceklere göre şekillenmeli.

Yukarıda dile getirdiğim gibi, tanımlar, standartlar, sorumluluklar vb. sektörün eksikleri. Bu eksikler tamamlanmadan da tutarlı bir insan kaynakları stratejisi oluşturmak zor. Ancak yine de iyi şeyler oluyor.

Pek çok genç arkadaşımız sektöre katılmak istiyor. Verdiğim derslere katılan çok sayıda insan oldu, pek çoğu yayıncılık sektörüne girmek istiyor. Artık çok daha iyi eğitim almış, birkaç dili birden konuşup yazan adaylarla karşılaşıyoruz ki, bu oldukça önemli.

Mesleğimiz Yayıncılık Projesi kapsamında yayıncılık mesleklerinin tanımlarını yaptık ve standartlarını oluşturduk. Mayıs 2017’de bir kitapçık olarak sektörün kullanımına sunacağız. www.meslegimizyayincilik.com adresinde de pdf olarak indirmek mümkün olacak.

Değerli röportajınız ve içten, samimi, harika dersleriniz ve ayrıca birbirinden değerli ve projelerinizle bizleri tanıştırdığınız için teşekkür ederim. 🙂 

Etiketler:, , , , , , , , , , , , ,

Geri Bildirim gönder...

Yorum Yaz

İlham Veren Sözler :

%d blogcu bunu beğendi: