İK Profesyonelleri ve Bloggerlarla Mini Röportajlar E-kitap’ta!

Değerli meslektaşım, yüksek lisans sınıf arkadaşım, fikir alışverişinden, paylaşmaktan, konuşmaktan çok keyif aldığım Serpil Hanım, bir projesi olduğunu anlattığında bulunmaktan memnuniyet duyacağımı belirtmiştim. Serpil Hanım bu projede birçok kişiye ulaşarak toplamda bir yılın sonunda 4 bölümden oluşan ve 34 İK Profesyoneli ve Bloggerı ile oluşturduğu Mini Röportajları E-kitap haline getirdi. Çok güzel bir iş ve proje oldu bence. Emeğine sağlık. 

Bu projede İnsan Kaynakları alanında çalışmak, blog açmak ve yazı yazmak isteyenlere sürdürülebilir blog yazarlığı hakkında birçok öneriler ve insan kaynakları mesleğindeki zorluklara dair konularda yer alıyor. 

E-Kitap oluşturma projesinde Serpil Hanım, İnsan Kaynakları yolculuğuna devam eden kişilerin iç okumasını samimiyetle yaptığını belirterek herkese yararlı bir dokunuş ve ilham verme fikri ile yola çıktığını belirtiyor. 

Bende sorularını memnuniyetle yanıtladım:

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?
Merhaba☺1985 yılı Şişli doğumluyum. Anadolu Meslek Lisesi eğitimim sonrasında İşletme bölümündeki lisans eğitimimi Anadolu Üniversitesi’nde tamamladım. İş hayatım, 2003 yılında 17 yaşında ilk stajımı yaptığım Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş. ile başladı. Üniversitede okurken birçok farklı dönemsel işte ve projede çalıştım.

İK mesleğinde çalışmaya ne zaman ve nasıl karar verdiniz?
Üniversiteden mezun olduğumda ilk işim Aksa Enerji’de Genel Müdür Asistanlığı oldu. İnsan Kaynakları alanı ile bir işletme mezunu olmadan önce farklı deneyimlediğim işlerde çalıştığım dönemde tanıştım. Üniversitede okurken dönemsel ve günlük olarak çalıştığım Adecco İnsan Kaynağı Danışmanlık Şirketi’nde İnsan Kaynakları bölümünü çok sevdim.

Eğitimime devam ettiğim dönemde İK ile ilgili çok fazla deneyimim olmadı ancak araştırmaya ve öğrenmeye devam ettim. Çeşitli kaynakları takip ediyordum. O dönemde de ve günümüzde de popüler olan kariyer sitelerindeki köşe yazılarını ve makaleleri okuyordum. Çok kısa dönem (hem İK’ya hem de finans departmanlarına bağlı olarak) çalıştığım büyük bir şirkette İK süreçlerinde zorluk ve haksızlık yaşamıştım. Yaşadığım durumda ve süreçte ise İK Uzmanının tavrına ve vurdumduymazlığına inanamamıştım. İş hayatımın ilk yıllarıydı. Bu karşılaştığım büyük olumsuzluk bir gün bu mesleği yaptığımda aynısını başkalarına yaşatmamak dersi olarak hayatımda yerini aldı. İK alanında çalışmak her zaman aklımın bir köşesinde oldu.

Alman ortaklı otomotiv sektöründe faaliyet gösteren büyük bir firmada satış alanında 5 yıl çalıştım. Çalışırken İnsan Kaynakları alanında İstanbul Üniversitesi İşletme İktisadi Enstitüsü’nde yüksek lisansımı tamamladım, çalıştığım firmadan ve satış alanındaki işimden istifa ettim ve sonrasında İK alanında çalışmaya başladım.

İK’nın en kolay ve en zor yönü nedir?
İK bölümünde çalışmanın en zor ve en önemli tarafları ketum ve tarafsız bölge olmaktır. Ancak çeşitlilik, birçok farklı insana dokunmak, insanların özelini bilmek, insanlarla derinleşmek, insanların güvenini kazanmak ve bunu muhafaza etmeyi bilmek, insanları tanımak, mesleğin diğer önemli ve özel yönleri. Ayrıca analitik düşünmenin ve stratejik karar verebilmenin bu meslekte önemli olduğunu düşünüyorum.

İK mesleğinde çalışırken karşılaştığınız zorlukların üstesinden gelmek için neler yaparsınız?
Soğukkanlı olmanın ve empati kurmanın işleri kolaylaştırdığını düşünenlerden biriyim ve her zaman ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın “her zaman umut vardır” fikrinde ve azminde oldum. En zor durumlarda bile yerine getirilmesi gereken sorumluluk ne ise en doğru şekilde karar verip uygulamaya geçirmek gerekiyor.

İK mesleği ile ilgili olarak gelecek hedefiniz/vizyonunuz nedir?
İK’ da çalışan bir uzmanın, profesyonelin her konuda bilgisi ve öğrenme merakı olmalı. Benim meslekte en sevdiğim yön bu. Hayat boyu öğrenmeyi ve her zaman öğrenci olmayı önemseyenlerden biriyim. Seçtiğim meslekte çok farklı insanlarla tanışmaktan, farklı fikirleri tartışmaktan, her gün yeni bir şeyler öğrenmekten ve araştırmaktan mutlu oluyorum. İş ve meslek psikolojisi alanında doktora yapmak istiyorum. Üniversitelerde ders vererek, gelecekte mesleğimi sürdürmek ve gelişimime devam etmek istiyorum.

İK alanında çalışanların yaratıcılığını, üretkenliğini geliştiren şeyler nelerdir?
Farklı disipliner yapıları öğrenmek, gelişime açık olmak, farklı bakış açıları, hukuki boyutta öğrendiklerim, işimi doğru yapmaya çalışma hevesim, farklı fikirlere de açık olma bakış açım okudukça, uyguladıkça, öğrendikçe değişti ve arttı. Üretkenliği geliştirmek için farklı ülkelerdeki İK’cıları da takip edip onlardan fikir alıyorum. Sosyal mecralardan okudukları kitaplarla ilgili onlarla yazışıyorum, konuşuyorum, tartışıyorum. Mesleğimle ilgili yayınları ve kitapları takip ediyorum. Blogları okuyorum, videolar izliyorum. Ama yalnızca İK alanında değil dijital değişimi, pazarlamayı, insan psikolojisini de içeren konuları takip edip kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Sosyal medyayı doğru ve akıllıca kullanmak mesleğimiz açısından büyük bir gelişim sağlıyor.

İK’yı “tek cümleyle” nasıl anlatırsınız?
İn(ovasyon)san Kal!

İK’cı olmasaydınız ne olurdunuz?
İK alanında çalışmasaydım Psikoloji alanında çalışmayı isterdim, özellikle de iş psikolojisi alanında akademik çalışmalar yapmayı, okullardaki psikolojik danışmanlık ve rehberlik bölümlerinde öğrencilerle çalışmak isterdim. Aslında bu zaman zaman mentorlukla da yürüttüğüm bir süreç, içinde insan psikolojisini de fazlasıyla bulunduran bir meslek, mesleğimi seviyorum😊 Ama geç değil, her zaman şunu sormak lazım bence ‘Neden olmasın?’

Çalışma ortamınızda “vazgeçemediğiniz” şey nedir?
Çalışma ortamında vazgeçmek istemediğim şeyler; vakit yaratılabildiği zamanlarda mail atmak yerine telefonla aramak ya da yüz yüze konuşmak, karşımdaki kişinin masasına gitmek, yüz yüze iletişimde olmak, jest ve mimikleri de görmek ve beden dilinin özelliklerini de yakalamak☺ Ayrıca birbirini tamamlayan, destekleyici, paylaşımcı, iletişiminizin iyi olduğu ekip arkadaşları ile aynı ortamda çalışmak vazgeçilmez bir şey☺ Bir de masanızda bulduğunuz küçük mutluluklar, ekip arkadaşlarınızdan küçük notlar çok ince güzel nüanslar☺

İş hayatında “iyi ki yapmışım” veya “keşke yapmasaydım” dediğiniz şeyler var mı?
Keşke yapmasaydım ya da burada çalışmasaydım dediğim elbette birçok konu oldu ama yıllar geçtikçe iyi ki’ler ya da keşkeler olmasaydı bugün bu noktada bulunmazdım. Yıllar sonra eksinin içindeki artıların hayatınıza değer kattığını fark ediyorsunuz. Yaşadığınız deneyimler ve tecrübeler yıllar sonra hiç beklemediğiniz bir yerde karşınıza çıkıyor ve işinize yarıyor. İnisiyatif almak ve bazen potansiyelinizin dışına çıktığınızı düşündüğünüz işler yapmak sizi inanılmaz geliştiriyor. İyi ki farklı alanlarda da çalışmışım.

Blog açma fikri nasıl oluştu? Blog yazılarınızın oluşum sürecini anlatır mısınız?
Blog açma fikrini ilk kez 2010 yılının mayıs ayında İstanbul Üniversitesi’nde katıldığım ‘Diplomasi Forumu’ konferansında düşünmüştüm. O yıllarda da bloggerlık bugünkü kadar bilinen bir noktada değildi. 2013 yılında da fikrimi hayata geçirdim. 6 yıldır blog yazıyorum. Blog yazılarımın oluşumunu yaşadığım örneklerle ve güncel konularla pekiştirmeyi tercih ediyorum. İş hayatına yönelik, bazen hayatın bize getirdiklerini, kısa ve öz, okuyucularımı sıkmadan, bazen nükteli bazen esprili yazmaya çalışıyorum. Genellikle yazma fikrimi yaşam, deneyim, renklilik, bazen sadelik, çoğunlukla gereklilik ve kitap üzerine oluşturuyorum.

Bloggerlığın mesleğinize ve hayatınıza katkıları nelerdir?
Bloggerlık ile birlikte meslekte faydalı sosyal sorumluluk projelerinde çalışmaya dahil oldum. Çok değerli insanlarla tanıştım. Hiç tanımadığım insanlara ulaştım. Birçok ülkeden okuyucuyla yazıştım. Bu durum beni daha çok motive etti. Mesleğimi yazılarımla ve okuduklarımla pekiştirmemi de sağladı. Yazmayı küçük yaşlardan bugüne çok seviyorum. Kitabını okuduğum, projelerde hazırlıklar yaptığım, kaynaklarından yararlandığım insanlarla tanıştım, onlarla iş birliği yapma fırsatım oldu.

Blogger olmanın zorlukları nelerdir?
Düzgün bir dil kullanmanın, iyi bir anlatım gücüne hâkim olmanın, iyi bir iletişim kurmanın ve geri bildirimleri dikkate almanın önemli olduğunu düşünüyorum. Bloggerlık göründüğünün aksine zaman ve planlama isteyen bir süreç. Ayrıca yazdıklarınız pek çok kişiye ulaşıyor, bence bunun da ayrı bir sorumluluğu var.

Blog-iş/yaşam dengesini nasıl kuruyorsunuz?
Blog yazmak ayrı bir disiplin ve özveri gerektiriyor. Planlama ve konu zenginliği için çok okumak, bilgi birikimi sahibi olmak için araştırma yapmak ve yeni farklı kaynaklardan fikir alma süreci de önemli. Blog yazmayı bırakırsanız ya da ara verirseniz özlüyorsunuz. Hem işte hem de blogta güncellik, yenilik önemli. Planlama, en azından belirli aralıklarla yazmaya önem verme, aylık ya da yıllık planlama yapma bloggerlık için önemli adımlar. İş yaşam dengesinde de örneğin bloggerlığı yani hobinizi severek yapıyorsanız, zaman ayırmamanız için bir engel olduğunu düşünmüyorum.

Blogger olarak devam etmeyi düşünüyor musunuz?
Evet. Yazmanın gücüne inanıyorum. Bir gün okuduğum bloggerlar gibi yazabileceğimi hayal etmemiştim aslında. Yazmayı sevdiğim için ve biraz da kendimi geliştirmek için bu yolculuğa çıktım diyebilirim. Bloggerlığa devam etmeyi istiyorum. Sürekli değişim ve yazdıklarınızı yenileme isteğiniz doğuyor içinizde.

Gelecekte Youtuberlık, bloggerlığın yerini alabilir mi? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Youtuberlık çok daha farklı bir dijital oluşum gibi geliyor. Video izlemek ve görsellik elbette çok önemli. Ama ikisini farklı kategorilendiriyorum. Ancak bloggerlığa entegre etmelisiniz. Salt yazı ile değil de farklı fikirlerle düşünceleri hayata geçirip, blogunuzu tazelemelisiniz. Dijital dünyada yazı yazmanın daha kalıcı olduğuna inananlardanım. Ama tabii ki takip ettiğim YouTube kanalları var. Doğallık ve samimiyet her ikisinde de varsa farklı alanlarda nitelikli yayınlar, videolar takip edilebilir. Birbirinin yerine geçen alanların olmayacağını düşünenlerdenim. ‘Söz uçar yazı kalır’ ise yazılar güncelliğini yitirmediği sürece okunmaya da devam edecektir.

İK mesleğinde kariyer yapmak isteyenlere neler önerirsiniz?
Öncelikle seçtikleri mesleği araştırmalarını, öncelikli amaçlarının yalnızca para kazanmak olmamasını çünkü bunu düşünürlerse her meslekte olduğu gibi hüsrana uğrayacaklarını, mümkün olduğunda okumalarını, konferanslara katılmalarını, seçtikleri meslekteki kişilerle iletişime geçip onlarla fikir alışverişi yapmalarını, tüm dünyada gelişimleri için yeniliklere açık olmalarını, farklı diller öğrenmelerini öneririm. Artık global işe alım uzmanları ve uzaktan çalışan ekipler var. Bende böyle bir ekibin üyesiyim. İşinizi tüm dünyada yapmamanız için hiçbir engel yok.

Blog açmak isteyenlere neler önerirsiniz?
Neyi, neden ve nasıl yapmak istediklerini düşünüp araştırmalarını tavsiye ederim öncelikle. ‘Neyi’ farklı yapmak istiyorlar.

Blog yazma ve içerik üretme amaçları nedir?
Ne kadar sürdürmek istiyorlar? Kimlerle iletişime geçmek istiyorlar? Ön hazırlık ve planlama yapmalarını, farklı mesleki bloglarını da inceleyip araştırmalarını, takip etmelerini, hangi konulara odaklanmak istediklerini düşünmelerini, hangi sosyal mecralarda yayın yapmak istediklerini çalışmalarını öneririm. Sonrasında da kendilerine teknik olarak site kurma ve geliştirme aşamalarında bir planlama ve gelişim süreci ayırmalarını da tavsiye ediyorum.

Sizi en çok etkileyen kitap/film/söz nedir?
Etkilendiğim filmler: ‘En İyi Teklif’, ‘Yukarı Bak’ ve ‘Şimdi ya da Asla’

Etkilendiğim kitaplar: ‘Steve Jobs, Sokrates’le Bir Akşam Yemeği – Aforizmalar’, Meri İstiroti‘30 Yaşa Mektuplar’, İlber Ortaylı ‘Bir Ömür Nasıl Yaşanır?’, Ataman Özbay’ın gerçek yaşamını yazdığı ‘Yedi Yaşımda Bindiğim Kamyonun Frenleri Patladı ve Hayata Yuvarlandım’ adlı kitabı ve Aydın Boysan’ın ‘Acele Etme Çabuk Ol’ kitabı.

Etkilendiğim ve hayatımda özel bir yer tutan sözler:
– “Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.” Mustafa Kemal Atatürk
– “Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir dünyada, kendin olarak kalabilmek, dünyanın en zor savaşını vermek demektir. Bu savaş bir başladı mı, artık hiç bitmez!” Edward Estlin Cummings
– “Ne ekersen onu biçersin.” Türk Atasözü
– “Deha, yüzde bir ilham ve yüzde doksan dokuz terdir.” Thomas Edison

Yaşantınızda sizi motive eden/ilham veren şeyler nelerdir?
Motivasyon defterleri tutuyorum: Okuduğum, izlediğim, bende iz bırakan konuları not aldığım birkaç defterim var. Üniversite yıllarından bugüne gittiğim seminerlerden, aldığım notlardan da içeriklerle oluşturduğum bu defterler zaman zaman benim için motivasyon kaynağı oluyor.

  • Başarısızlığı deneyimlemiş kişilerin, yaşadıkları başarısızlıklarla nasıl motive olduklarını okumaya, gözlemlemeye, izlemeye ve anlamaya çalışıyorum. Motivasyon için hedeflemeniz ve gerçekten istemeniz, çalışmanız ve kimi zaman başarısız olmanız ya da başarısızlıklardan ders almanız gerekiyor. Bertie Charles
  • Forbes’a göre, “başarılı olmak için yalnızca terlemeniz yetmiyor, aynı zamanda neyi niye yaptığınızı da bilmeniz gerekiyor.”

Devamını okumak isterseniz, buyurun: 

İK Profesyonelleri ve Bloggerlarla Mini Röportajlar E-kitabı: ik.röportaj.ekitap.2021 

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: