Nil's HR CAFE
FACEBOOK TAKİP ET TWITTER TAKİP ET LINKEDIN TAKİP ET GOOGLE PLUS TAKİP ET YOUTUBE TAKİP ET SLIDESHARE TAKİP ET ACADEMIA TAKİP ET ABOUTME TAKİP ET

Yazar Arşivi

FikriMühimler Anneler Günü’nde Darülaceze’de!!

Tam 4 yıl olmuş(tu)!

İnanamadım bu kadar çabuk geçmesine!

Zamanın bu kadar çok geçmesi bir yana o gün gittiğim ziyaretteki detaylar ise sanki bugün gitmişim gibi aklımda…

İnsanın sevdiklerine -daha- sıkı sarılabilmesi ve var olduklarına bir kez daha şükredebilmesi için;

  • sevdiklerini kaybetmeden,
  • zaman geçmeden,
  • fikirler değişmeden,

‘harekete geçmek’ en önemlisi gibi geliyor bana.

Fikri Mühim‘le tanışmam 2009 yılına dayanıyor. Hayatımızda birçok ağızdan ağıza pazarlama yöntemi ve bu fikirleri yöneten, ürünlerle kullanıcıları buluşturan şirketler var. ‘Fikri Mühim’li olmamın en beğendiğim yönü, gönüllü olarak yola çıkan ‘Fikri Mühim’lerin, 11 Mayıs 2014 tarihinde Anneler Günü’nde Darülaceze’yi ziyaret etmesi oldu.

Nil's HR CAFE FikriMühimler Anneler Günü'nde Darülaceze'de!! Gezi ve Keşif Notları Şemsiyemde Neler Var? Sosyal Sorumluluk

Dört yıl sonra da aynı heyecanla tanımladığım duygularımla bu ziyaret için kaybettiğimi sandığım fotoğraflarımı yeni bulmam sebebiyle paylaşmak istedim.

Anneler Günü bir gün değil her gün…

Annelik sadece anne olmak değil, anne gibi hissedilen her vicdani duyguyla ve bir başkasının, bir canlının canının acımaması için yapılan her türlü eylemi de kapsayan o yegane davranışların bütünü…

Vicdani hissiyatlarla bir başkasının çocuğu içinde kendi çocuğuna hissettiğin duygularla ve sorumluluklarla yaklaşmak belki de.

Bu vicdaniyetle ve hassasiyetle yaklaşabilen her kadının annenin anneler gününü -bu unutulmaz sosyal sorumluluk deneyimimi de kendime bir kez daha hatırlatarak- bir kez daha kutlarım!

Nil's HR CAFE FikriMühimler Anneler Günü'nde Darülaceze'de!! Gezi ve Keşif Notları Şemsiyemde Neler Var? Sosyal Sorumluluk

Film: Ayla

İnsani duyguların kıyımındaki savaşla, içinize işlediği sahneleriyle ve hissettirdikleriyle bir o kadar derin bir film olan ‘Ayla’ 27 Ekim’de gösterime girdi.

Cumhuriyetimizin 94. yıl dönümünde izleme fırsatı bulduğum filmle ilgili yazılanlar ve görüşler oldukça dikkatimi çekmişti. Bayram günü izlemem sebebiyle de ayrıca heyecanlandım.

‘Türkiye’nin 90. Oscar Ödülleri’ için 2017 adayı olan ‘Ayla’ya Oscar ödülü çok yakışacak!

Macera, gerilim oldukça yerinde olduğu kadar, tüm sıcaklığıyla insaniyeti, samimiyeti, vicdanı küçücük tebessümle sizi etkileyen masumiyet ise bir o kadar hassas ve derinden…

Bir karıncayı incitmeden yaşatmak için savaşan bir Türk askerinin bakış açısı ve savaşı vicdanıyla mı yoksa iyiliğiyle miydi? Bir karınca sürüsünü incitmekten kaçınan bir asker orduda nasıl savaşabilecekti?

Samimiyetiyle ve vicdani sorgulamalarıyla, kendi yaşamsal kıyılarının baş başa sorgusundaki bir Türk askerinin Güney Kore’de yaşadıklarını da geride bırakması isteniyor:

Türkiye’ye dönüp hayatına bıraktığı yerden devam ettiği vicdani sorgusuyla, hiçbir kan bağı olmadan da aile ve çocuk kavramlarının sevgi ile bütünleştiğinde nasıl farklı bir duygu olduğunu hissettirdiği bu film, her bir sahnesiyle soluksuz ve acı olduğu kadar tüm yaşamsal insani mozaiği hissettiren bir bakış açısını sunuyor insana.

Nil's HR CAFE Film: Ayla Gezi ve Keşif Notları Şemsiyemde Neler Var?   Kar taneleri tertemizdir, iyileştirir ve samimileştirir..

Her şey saniyelik!

İnsan ve Barış‘a yakışan ne varsa bu filmde fazlasıyla görmek ve yaşamak mümkün. Minicik bir tebessümle bile inanılmaz bir sevgi kaynağı var.

Dünyayı küçücük bir hale getiren adımlarımız ise vicdanımızın ve sevginin sadece bir adım uzağında… Ama her daim gözbebeklerimizle yaşayıp büyütüyoruz.  Yani ne ekersek aslında onu biçiyoruz yaşamımızla dünyada.

Peki nasıl: “Ne düşünürsen, o olursun. Ne hissedersen, onu cezbedersin. Neyi hayal edersen, onu yaratırsın.” Gautama Buddha

Ama Bakınız! Nil's HR CAFE Film: Ayla Gezi ve Keşif Notları Şemsiyemde Neler Var?   Bulaşıcı Tebessümlü Bir Oylama ile acaba ‘Nasılız?’    

Öncesi ve Sonrası

Öncesini ve sonrasını merak ettiğimiz durumlar vardır: bir tahta parçasının bir tasarıma dönüştürülmesi ya da bir seramik hamurunun inanılmaz bir bibloya dönüştürülme hikayesi gibi… Önce neydi ve sonra neye dönüştü… Bir tırtılın rengarenk bir kelebeğe dönüşmesi de doğanın öncesi ve sonrası başkalaşımlarından…

Yaşamımızda şekillendirdiğimiz ne varsa da aslında bizde bıraktığı küçük izlerle büyük kıvılcımları ateşlememiz için dengede durmamızı sağlar.

Hayatta planlamalar ve zaman arasında sıkışmış giderken birden hayatında sizin için planlar yaptığını unutmuş kaptırmış yol alırken birden her şey değişiverir…

Hayat Tamirciliği

Videosu yayınlanmadan önce haberlerini gözlemlemiştim ve gerçekleştirdiği mutluluk hayalleriyle ilgili görüşlerini okuyup çok mutlu olmuştum. Çeşitli günlerde yapılan etkinlik ve kutlamalar haricinde hayatımızın geneline yayılmasını umutla beklediğim gönül işi: Hayat Tamirciliği…

‘Hayat Tamircisi Hasan Kızıl’ bugüne kadar tüm hayvanlar için bulduğu ya da toplayabildiği, geri dönüştürebildiği  ve kullanabildiği hurdalarla, parçalarla, kendi çabalarıyla ve ücret talep etmeden yürütmüş projesini. Daha çok engelli hayvana destek olup hayvanlara ulaşabilmek için cüzi miktarlarda yaptığı protezlerden gelen bağışları da kabul ederek gönlünü işiyle buluşturan hayvanseverin üniversitede okumak istediği bölüm ise veterinerlik.

Gönlünü kaptırdığı işi hayatı olmuş. Harika bir örnek!

Dağınık Beyin Sendromu

Kimi zaman ben ne yapacaktım sorusunu sizinde kendinize sorduğunuz oluyor mu? O anda birçok farklı fikir kafanızdan jet hızıyla geçerken jetgillerce sürünen düşünceler bazen bizi dağınıklığın ötesine götürüyor. Her birimizin zaman zaman bu karmaşa içinde olduğunu düşünüyorum.

2001 yılında Joshua Rubinstein, Jeffrey Evans ve David Meyer tarafından gerçekleştirilen bir deneyde farklı görevler arasında geçiş yapmanın ciddi zaman kaybına neden olduğu, görevler giderek karmaşıklaşıyorsa verimliliğin daha da düştüğü gözlenmiş.

İlham Veren Sözler :