Nil's HR CAFE
FACEBOOK TAKİP ET TWITTER TAKİP ET LINKEDIN TAKİP ET GOOGLE PLUS TAKİP ET YOUTUBE TAKİP ET SLIDESHARE TAKİP ET ACADEMIA TAKİP ET ABOUTME TAKİP ET

Yazar Arşivi

Film: Ayla

İnsani duyguların kıyımındaki savaşla, içinize işlediği sahneleriyle ve hissettirdikleriyle bir o kadar derin bir film olan ‘Ayla’ 27 Ekim’de gösterime girdi.

Cumhuriyetimizin 94. yıl dönümünde izleme fırsatı bulduğum filmle ilgili yazılanlar ve görüşler oldukça dikkatimi çekmişti. Bayram günü izlemem sebebiyle de ayrıca heyecanlandım.

‘Türkiye’nin 90. Oscar Ödülleri’ için 2017 adayı olan ‘Ayla’ya Oscar ödülü çok yakışacak!

Macera, gerilim oldukça yerinde olduğu kadar, tüm sıcaklığıyla insaniyeti, samimiyeti, vicdanı küçücük tebessümle sizi etkileyen masumiyet ise bir o kadar hassas ve derinden…

Bir karıncayı incitmeden yaşatmak için savaşan bir Türk askerinin bakış açısı ve savaşı vicdanıyla mı yoksa iyiliğiyle miydi? Bir karınca sürüsünü incitmekten kaçınan bir asker orduda nasıl savaşabilecekti?

Samimiyetiyle ve vicdani sorgulamalarıyla, kendi yaşamsal kıyılarının baş başa sorgusundaki bir Türk askerinin Güney Kore’de yaşadıklarını da geride bırakması isteniyor:

Türkiye’ye dönüp hayatına bıraktığı yerden devam ettiği vicdani sorgusuyla, hiçbir kan bağı olmadan da aile ve çocuk kavramlarının sevgi ile bütünleştiğinde nasıl farklı bir duygu olduğunu hissettirdiği bu film, her bir sahnesiyle soluksuz ve acı olduğu kadar tüm yaşamsal insani mozaiği hissettiren bir bakış açısını sunuyor insana.

Nil's HR CAFE Film: Ayla Gezi ve Keşif Notları Şemsiyemde Neler Var?   Kar taneleri tertemizdir, iyileştirir ve samimileştirir..

Her şey saniyelik!

İnsan ve Barış‘a yakışan ne varsa bu filmde fazlasıyla görmek ve yaşamak mümkün. Minicik bir tebessümle bile inanılmaz bir sevgi kaynağı var.

Dünyayı küçücük bir hale getiren adımlarımız ise vicdanımızın ve sevginin sadece bir adım uzağında… Ama her daim gözbebeklerimizle yaşayıp büyütüyoruz.  Yani ne ekersek aslında onu biçiyoruz yaşamımızla dünyada.

Peki nasıl: “Ne düşünürsen, o olursun. Ne hissedersen, onu cezbedersin. Neyi hayal edersen, onu yaratırsın.” Gautama Buddha

Ama Bakınız! Nil's HR CAFE Film: Ayla Gezi ve Keşif Notları Şemsiyemde Neler Var?   Bulaşıcı Tebessümlü Bir Oylama ile acaba ‘Nasılız?’    

Öncesi ve Sonrası

Öncesini ve sonrasını merak ettiğimiz durumlar vardır: bir tahta parçasının bir tasarıma dönüştürülmesi ya da bir seramik hamurunun inanılmaz bir bibloya dönüştürülme hikayesi gibi… Önce neydi ve sonra neye dönüştü… Bir tırtılın rengarenk bir kelebeğe dönüşmesi de doğanın öncesi ve sonrası başkalaşımlarından…

Yaşamımızda şekillendirdiğimiz ne varsa da aslında bizde bıraktığı küçük izlerle büyük kıvılcımları ateşlememiz için dengede durmamızı sağlar.

Hayatta planlamalar ve zaman arasında sıkışmış giderken birden hayatında sizin için planlar yaptığını unutmuş kaptırmış yol alırken birden her şey değişiverir…

Dağınık Beyin Sendromu

Kimi zaman ben ne yapacaktım sorusunu sizinde kendinize sorduğunuz oluyor mu? O anda birçok farklı fikir kafanızdan jet hızıyla geçerken jetgillerce sürünen düşünceler bazen bizi dağınıklığın ötesine götürüyor. Her birimizin zaman zaman bu karmaşa içinde olduğunu düşünüyorum.

2001 yılında Joshua Rubinstein, Jeffrey Evans ve David Meyer tarafından gerçekleştirilen bir deneyde farklı görevler arasında geçiş yapmanın ciddi zaman kaybına neden olduğu, görevler giderek karmaşıklaşıyorsa verimliliğin daha da düştüğü gözlenmiş.

Röportaj: Girişimci Bir İnsan Kaynakları Yöneticisi ‘İlknur Karakuş’

Hem girişimci hem de insan kaynakları yöneticisi olarak uzun yıllardır işe alım ve insan kaynakları danışmanlığı alanlarında çalışan İlknur Karakuş Hanım’la keyifli bir röportaj yaptık. 🙂

İnsan kaynakları çok özel kişisel yetkinlikler gerektiren bir bölümdür. İletişimi çok sevmeyen içe dönük, insanlarla doğru ilişkiler kuramayan kişilerin yapabileceği bir iş değildir. Hem işveren hem de çalışan arasında doğru iletişimi sağlayabilen ve yapıcı olabilecek kişiler bu görevde başarılı olabiliyor.

İlknur Hanım, ‘İnsan Kaynakları’nda kariyeriniz nasıl başladı?

Uludağ Üniversitesi,  İktisadi İdari Bilimler Fakültesi,  Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri bölümü mezunuyum. Bölümümün İnsan kaynaklarına çok yakın olması ve bu alana yönelik aldığım dersler sebebiyle bu alanda kariyer yapmaya üniversite hayatımda karar vermiştim. İnsan kaynaklarının, firmaların en önemli kaynaklarından olduğu ve doğru yönetilmesi halinde firmaya ciddi katkılar sağlayacağı disipliniyle eğitimimi tamamladım ve kişisel özellikleriminde insan kaynaklarının en önemli yetkinlikleri olan pozitif iletişim, kişiler arası ilişkiler, analiz ve problem çözme vb. özelliklere çok uygun olduğunu düşündüm.

Üniversite dönemimde zorunlu olmamasına rağmen insan kaynakları alanında bir çok staj yaptım ve eğitimimi tamamladıktan sonra iş arayışımı sadece bu yönde devam ettirdim. Şanslıydım ki okulumun bitmesine 2 ay varken ilk iş tecrübem olan Borusan Lojistik’te insan kaynakları departmanında -yetiştirilmek üzere- göreve başladım.

Yaklaşık iki yıl bu firmada personel ve bordro işlemleri dahil insan kaynaklarının tüm süreçlerinde görev aldım. Daha sonra FedEx’te İnsan Kaynakları departmanında eğitim ve işe alımdan sorumlu insan kaynakları uzmanı olarak yaklaşık 4 sene çalıştım. İşe alımı çok sevdiğim ve bu alanda uzmanlaşmak istediğim için Manpower Türkiye’de yaklaşık 4 sene işe alım danışmanı olarak çalıştıktan sonra kendi şirketimi kurmaya karar verdim ve 6 senedir de İkona HR’ın kurucusu olarak sadece işe alım tarafında uzmanlaşarak çalışmaya devam ediyorum.

‘İnsan Kaynakları’ alanında çalışmak isteyen, profesyonelleşmek isteyen genç meslektaşınız için önerileriniz var mı?

Tabii birçok önerim olabilir ancak en önemlisi ve ilk aklıma gelenler şöyle; bu bölümü gerçekten isteyip istemediklerine kendi kişisel özelliklerini de tanıyarak karar versinler. Söz konusu insan ve çıkarların çatıştığı (işveren için az maliyet çok kar, çalışan için az emek çok fayda) bir ortamda siz o çıkarları hep dengede tutmak zorundasınız. Bunun dışında empati ve hoşgörü bu görevin olmazsa olmazları.

İnsan kaynaklarının akademik konularına hiç girmiyorum çünkü bu konuları zamanla her çalışan öğreniyor, gerek eğitim ve kurslarla, gerekse iş başında tecrübe ederek…

Nil's HR CAFE Röportaj: Girişimci Bir İnsan Kaynakları Yöneticisi 'İlknur Karakuş' Röportaj & Söyleşi Şemsiyemde Neler Var?

Girişimci olmak isteyenlere ve kendi işini sizin gibi yürütmek isteyenlere tavsiyeleriniz nelerdir?

Kendi işini kurmak isteyenlerin (hangi alanda olursa olsun) mutlaka fikrin öncesinde çok doğru bir fizibilite yapmalarını öneririm. Kendi işim için konuşacak olursam da; yaptığımız iş 2 masa 2 sandalye al ve personel görüşmelerine başla gibi görünse de hiç öyle değil maalesef 🙂 bir kere ülkemizin vergi sistemini çok iyi öğrenmek gerekiyor. 🙂

İyi bir portföye sahip olmak yada bunu sağlayabilecek bir iş gücüne sahip olmak önemli. Çok iyi bir mülakatçı olmak sadece aday açısından yeterli ancak adayı gönderebileceğiniz  firma portföyünüz yoksa havada kalan bir yetenek.

Mesleki ve kişisel anlamda hangi üç kelime en iyi tanımlar?

Mesleki anlamda; Özdisiplinli, sonuç odaklı ve koordineyim. Kişisel anlamda da; pozitif, empatik ve hoşgörülü olduğumu düşünüyorum 🙂

Gelecekte insan ve insan kaynakları sizce nasıl şekillenecek ve insan kaynakları bölümlerinin iş disiplinlerinde sizce neler değişecek?

İnsan kaynakları her zaman firmaların en önemli kaynaklarından biri olarak kalacak, teknoloji geliştikçe ve değiştikçe biz insan kaynakları çalışanları bu değişikliklere hızlıca adapte olup değişen teknolojiye göre sistemler geliştirip çalışanları mutlu etmeye çalışmaya devam edeceğiz. Değişikliğe en hızlı adapte olabilenler olmamız çok önemlidir.

Aday seçme kriterlerinizde adayların göz önünde bulundurması gereken konular nelerdir?

Ben genelde bu konudaki klasik anlayışları reddederim. Yani dış görünüm, içeriye girdiği ilk 3 saniye tutumu gibi. Bence iş aramada en önemli kriter çalışanın kendini tanıması. Kişisel özelliklerini, mesleki yeterliliklerini, hedeflerini çok iyi bilen bir aday kendine doğru işi bulabiliyor. Adayın kriterleri uygunsa adayın dış görünümüne, iletişimine vb. özelliklere çok takılmıyorum. Çünkü bu özellikler çok çabuk düzeltilebiliyor. Mesela görüşmeye takım elbise ile gelmemiş bir adayı diğer bütün özellikler uygun ise asla elemem.

Firmanın bu alandaki tercihini kibarca belirtmem yeterlidir. Tek tip personel algısına kökten karşıyım. Özetle her firmaya her işe uygun farklı adaylar olduğunu düşünürüm.

‘Her zaman en iyi aday en doğru aday olmayabilir.’ Mottom budur.

Çok iyi okullardan mezun, çok kurumsal firmalarda çalışmış, iletişimi muhteşem, dış görünüş harika biz insan kaynakları çalışanları için -en iyi profil- bir adayı alıp orta ölçekli bir patron firmasına yerleştirin de izleyin eserinizi. 🙂

Değerli röportajınız ve içtenliğiniz için teşekkür ediyorum 🙂 

İlham Veren Sözler :